Yabancı uyruklu bir öğrencinin eğitim sürecinde yaşadığı uyum ve dil güçlükleriyle ilişkilendirilen ve kamuoyunda derin üzüntü yaratan olayın ardından değerlendirmelerde bulunan Uzman Psikolog Nisan Erkan, çocuk ve ergenlerde görülen krizlerin çoğu zaman tek bir nedene indirgenemeyeceğini, bireysel, ailesel ve toplumsal faktörlerin kesişiminde ortaya çıktığını söyledi.
Erkan, bu tür durumlarda hızlı sonuçlara varmanın kolay olduğunu ancak asıl sorulması gerekenin “Bu çocuğa ne oldu?” sorusunun ötesine geçmek olduğunu belirterek, “Bir çocuğun içinde yaşadığı sistem, onun ihtiyaçlarını ne kadar görebildi ve ne kadar destekleyebildi?” sorusunu gündeme taşıdı.
Bu noktada sorumluluğun yalnızca aileye mi ait olduğu, yoksa toplum ve kurumların da bu sürecin bir parçası olup olmadığı sorusunun önem kazandığını vurgulayan Erkan, çocukların yeni bir ülkeye uyum sürecinin çok boyutlu ele alınması gerektiğini ifade etti.
Özellikle göç, dil bariyeri ve eğitimde kapsayıcılık konularına dikkat çeken Erkan, meselenin yalnızca bireysel ya da ailevi değil, aynı zamanda eğitim politikaları ve sosyal destek sistemleriyle doğrudan ilgili olduğunu belirtti.
Bir çocuğun farklı bir dilde eğitim sistemine dahil olduğunda aynı anda birçok yük taşıdığını belirten Erkan, bu süreci şu şekilde sıraladı:
Erkan, bu süreçte yeterli destek sunulmadığında çocuğun yalnızca ders başarısında değil, “ait olma” duygusunda da ciddi zorlanmalar yaşayabileceğini ifade etti.
Olayın tek bir nedene indirgenmemesi gerektiğini vurgulayan Erkan, şu soruların yanıtlanması gerektiğini dile getirdi:
Bir ülkede çok sayıda yabancı uyruklu ailenin yaşaması durumunda kapsayıcı eğitimin artık bir tercih değil kamusal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Erkan, her ailenin özel okul ya da özel ders imkânına sahip olmadığını hatırlattı.
Devletin bu noktada ücretsiz ya da düşük maliyetli dil destek programları, okul temelli psikolojik danışmanlık hizmetleri, uyum ve oryantasyon programları ile ailelere yönelik bilgilendirme ve destek mekanizmaları sunmasının kritik olduğunu vurgulayan Erkan, kapsayıcılığın yalnızca kapıyı açmak değil, içeride kalmayı mümkün kılacak desteği de sağlamak olduğunu ifade etti.