Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Dış İlişkiler ve Dijital Diplomasi Sekreteri Kemal Baykallı, “Ekonomiye 20 öneri!” başlıklı paylaşımında, Türk lirası kullanılmaya devam edildiği sürece ekonomik iyileşmenin sınırlı kalacağını belirterek, kötü yönetim, kurumsal zafiyetler ve güven eksikliğinin ekonomik sorunları derinleştirdiğini ifade etti.
Baykallı, ekonomik önlemlerin başarılı olabilmesi için toplumsal uzlaşı ve güven veren bir yönetimin gerekli olduğunu kaydederek, mevcut hükümetin mali disiplin söylemine rağmen borçlanmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Konuyla ilgili olarak “Dünyanın hangi para birimini kullanırsanız kullanın hiçbir ekonomi kendi kendine düzelmez ana kötü yönetimle kendi ayağınıza kurşun sıkmadan varolanları iyileştirmek elbette mümkündür. Bakın kötü yönetimin ekonomiyi nasıl etkilediğini kısa kısa özetlemeye çalışalım” ifadelerini de kullanarak, 20 maddelik bir öneri paylaşımı yaptı.
Baykallı’nın paylaşımının devamı şu şekilde:
“1. Öncül sektörlerinizin önüne açıp verimliliğini artırmak gereklidir. Turizm ve taşımacılık konusunda kaç senedir bin tane toplantı, zirve, şura yapıldı. Paydaşlar bin defa öneri yaptı. Biz hala daha koalisyon partileri arasında bile uzlaşı konusu olmayan konularda sansasyonel açıklamaları tartışıyoruz.
2.Tanınmamış bir ülkenin yüksek öğrenim alanında yarışması yeteri kadar zorken, gollifa gibi dağıtılan izinler, diploma skandalları, gelen öğrencinin kaçak işgücü olarak kullanılmasını, güneye kaçakçılık, fuhuş, toplum sağlığı ve uyuşturucuya bağlı olarak konuşuyoruz. En gözde sektörümüz dediğimiz yüksek öğrenim sektörünün geldiği durum budur.
3. Denetim diye diye devlet köşeye sıkıştırdığı sektörleri yatırım yaptıkları için pişman etmeye devam ederken, plansız programsız getirdikleri aflarla vergilerini düzenli ödeyenleri cezalandırıyor. Vergi adaleti denilen şey, verimli iş yapan iş insanlarını cezalandırmak değildir. Zor ekonomik koşullar altında yatırım yapmaya çalışanı dövmek değildir. İstihdam sahası yaratan işletmelerin en iyi elemanlarını parti eliyle devlete istihdam etmek de değildir. Yapılan uyguamalarla iş sahiplerini de vergi vermeye teşvik edecek uygulamaları hayata geçirmektir.
4. KKTC İstatistik Kurumu verilerine göre İnşaat sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı 2020 yılında %9.6’dan 2024’te %4.9’a düştü. Buna paralel, uzun vadeli sürdürülebilir bir ekonomik düşünce içinde verimli yatırım, mekansallık, çevre, istihdam, konut hakkı prensipleri çerçevesinde planlanması gereken bir sektör betonlaşma, tarım arazilerinin yok edilmesi, batık krediler ve kara paranın aklanması başlıklarıyla tartışılır oldu. Oysa bu sektör aynı zamanda önemli bir istihdam kaynağı.
5. Tarımın AB uyum süreci çerçevesinde mevcut tüketici ihtiyaçları yanı sıra turizm ve ticaret sektörlere yönlendirilmesi; verimli, rekabet edebilir tarım ürünlerinin berlilenip desteklenmesi; teşviklerin üretimi verimli hale getirilmesi amacıyla planlanması; hellimde ve diğer koruma işareti alacak sektörlerde uzun vadeli planlamanın AB ve paydaşlarla işbirliği içinde yürütülmesi; hayvan ıslahı ve hayvancılığın uzun vadeli yol haritası çerçevesinde planlanması mümkün. Arıcılık ve balıkçılığın Yeşil Hat ticareti gözetlenerek planlanması mümkün.
6.Kıbrıs sorunu KKTC vatandaşları arasında her gün her saniye her salise ayrımcılık yaratmaya devam ediyor. Güneyden alış veriş yapabilenle, yapamayan; Larnaka veya Baf’tan uçabilenle uçamayan; çocuğunu KKTC dışında eğitime gönderebilenle gönderemeyenler diye ayırımlara göz kapayanlar, ‘bayrak, çakıl taşı’ diyerek bu konuda parmaklarını kıpırdatmıyorlar. ‘Batum modeli, iç hatlar’ tartışmaları yaparken bazı KKTC vatandaşlarını uçak şirketlerinin acımasız yaklaşımlarına mahkum edenler, diğer bazı KKTC vatandaşları için güneyde 30-40 euro’ya uçuş seçenekleri olduğunu unutturmaya çalışıyorlar.
7. Dünyanın her yerinde yabancı yatırımlar teşvik edilir. Şirket kurma prosedürlerin azlığı, süresi, vergi ödemenin az kalemlere indirgenerek teşvik edilmesi gibi konular için paydaşların işbirliğinde verimli çalışan kurumlar vardır. Bizde ise YAGA gibi tüm paydaşların katılımıyla, ülke ihtiyaçlarına uygun uzun soluklu politikalar belirleyen kurumların desteklenmesi ve donatılması bir yana, iyi niyetli yatırımcıyı döve döve uzaklaştırmak, rüşvetle ‘ne koparırımı’ konuşmak adeta bir geleneğe dönüşmüştür. Yatırım başlığı altında aslında Kıbrıslı Türklerin ekonomik bağımısızlığı tehdit edilmektedir
8. Rüşvet demişken Prof. Ömer Gökçekuş ve Prof. Sertaç Sonan’ın son yaptıkları ‘Kuzey Kıbrıs’ta Yolsuzluk Algısı – 2025′ raporuna göre katılımcıların yüzde 59’u başbakan ve bakanlar düzeyinde yolsuzluk olduğu algısını ankete yansıtmışlardır. Yolsuzluk bir ekonomiyi temelinden çökerten en büyük hastalıktır.
9. Hem halkınıza kaliteli eğitim sunmaz, hem de kayıt dışını engelliyorum bahanesiyle özel ders verenlerin yakasına yapışarak vatandaşın çocukları içi yaptıkları fedakarlığın yükünü ağırlaştırırsanız, en ağır bedeli dar ve orta gelirli insanlara ödetirsiniz. Eğitim, ücretsiz olmalı, evet. İkinci iş marifetiyle kayıt dışılık yaratılmasının önüne geçilmeli evet. Ama, bunun yolu, ücretsiz, kaliteli, ülke ihtiyaçlarına dönük, KALİTELİ bir eğitim planlamasından geçer. Aksi halde en ağır bedeli yine dar ve orta gelirli vatandaşlar öder. Bu ülkede babadan kalma arsasını satıp çocuk okutanlar var.
10. Tek tip sosyal güvenlik sistemiyle, vatandaşın bütçesi üzerinde atom bombası etkisi yapan sağlık harcamalarının önüne geçmek zorundayız.
11. Dijitalleşme. Sabah erkenden kalkıp Lefkoşa’ya gelen bir vatandaşsınız. Dört ayrı daire dolaşarak yaktığınız benzin bir yana, işiniz uzadığı için öğle yemeğinizi dışarda yeme, arabanız için ödediğiniz park ücretleri, çağ dışı kalmış fotokopi, pul ücretleri, hatta tüm bunları yapmak için işinizden izin almak zorunda kalışınızını düşünün. Oysa herşeyi olduğunuz yerden bilgisayar hatta telefon aracılığıyla yapmak çok mu zor? Hele bizim gibi küçük bir ülkede.
12. Genç ve kadın girişimcileri teşvik etmek, kalkınma bankası, KOBI Geliştime Merkezi, AB & TC fonları marifetiyle girişimciliğin önünü açmak; Teknopark kullanımını niş sektörleri teşvik eder şekilde planlamak; yazılımda telefon uygulamaları, oyun yazılımı gibi niş sektörler belirlemek mümkün.
13. Yeşil Hat ticaretini artırmak için üreticilere kalite sistemleri, AB standartlarına uyum, pazarlama konusunda destek sağlamak; dış fon sağlayıcıların fonlarını buraya kanalize etmek, yılda sadece 15 milyon civarı bir hacme oluşan Yeşil Hat Ticareti’ni katlamak mümkün.
14. Yine dijitalleşme vasıtasıyla mahsuplaşmanın, şirket kurmanın, ödeme yapmanın, vergi ödemenin kolaylaşması kayıt dışı ekonominin önüne geçerken, özellikle mikro ve küçük işletmelerin yükünü de hafifletecektir.
15. Sanayi Bölgelerinin kronikleşmiş sorunlarını çözmek için paydaşlarla, belediyelerle ve iş örgütleriyle ortak bir yol haritası belirlemek mümkün.
16. Belediyelerle yapılacak işbirlikleriyle evde kalan partnerlerin ekonomik hayata katkılarının sağlanması, el emeklerinin gelir getirecen faaliyetlerle desteklenmesi, köy fuarlarınnı desteklenmesi ve planlanması, yaşam boyu eğitim prensibiyle bu bireylerin ekonomiye katılması mümkün.
17. Sektör veya iş değiştirmek isteyen esnaf, küçük girişimci veya KOBI’lerin daha verimli sektörlere kanalize edilmesine imkan sağlayacak projelerin, danışmanlık ve hibe desteğiyle sağlanması mümkün.
18.KKTC Bankalar Birliği ve KKTC Sigorta ve Reasürans Birlikleri işbirliğinde girişimciliğin destekleneceği özel fon, kredi ve kampanyalar geliştirilmesi mümkün.
19. Sektörel ve coğrafi kümeleme, kooperatifleşme gibi orta ve uzun vadeli planlama gerektiren alanlarda ürün avantajları, niş piyasalar, ihracat fırsatları ve Yeşil Hat tüzüğü gibi konular gözetlenerek yeniden planlanması mümkün.
20. Tüm bunları yaparken AB’ye uyum mevzutları ışığında AB Koordinasyon Merkezi’nin geliştirilmesi, uzman havuzunun zenginleştirilmesi, siyasi kaygılardan arındırılarak daha özerk bir yapıya kavuşturulması gereklidir.
Kıbrıs’ta çözüm ve barış isteyenlere yapılan en büyük iftira, herşeyi olası bir çözüme erteledikleri iftirasıdır. Tam tersine çözümle birlikte AB müktesebatının devreye gireceği bir duruma hazırlanmak ve adadak iki ekonomi arasındaki farkları azaltmak için şimdiden yapmamız gereken çok şey vardır’
O yüzden güven erozyonuna uğramış, adaletsizlik timsali olmuş ve yolsuzluklarla alınan bu hükümetin yerine vizyoner, dürüst ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden bir hükümetin ve yöneticilerin göreve gelmesi geleceğimiz için hayatidir”