13.8 C
Lefkoşa
4 Aralık 2020 Cuma

Ahlak, Etik ve İnsan Hakları

Bu yazının amacı, 37 yıldır bilim, bilimsel araştırma, eğitim-öğretim ve meslek ahlakı ile etiği üzerine öğrenmeye ve öğrendiklerini paylaşmaya çalışanlardan biri olarak, gün geçtikçe önemi ve değeri artan, insanın iç çevresinin (biyolojik, psikolojik ve sosyolojik) ve yine insanın dış çevresinin (diğer insanlar, toplum, geniş insanlık ailemiz, diğer canlı-cansız, bilinen- bilinmeyen evrendeki her şeyin) varlığı ve sürdürülebilir gelişmesi için olmazsa olmaz olan ‘ahlak’, ‘etik’ ve ‘insan hakları’na ve aralarındaki ilişkiye dikkati çekmektir.

Türkçe’de ‘Ahlak’, Arapça’da ‘Hulk’ ve İngilizce’de ‘Morals’ Latince ‘Mos’ sözcüğünden gelen ahlak, felsefenin bir dalı olarak; ‘ahlak üzerine kavramsal öğretiler’ ve ‘ insanların kişişel ve toplumsal yaşamdaki ahlaksal eylemlerine ilişkin sorunları inceleyen felsefe öğretileri’ olarak tanımlanabilir. Ahlak, insanların karar ve eylemlerinin değersel boyutudur. Ahlakın dili ‘haklar’, ‘sorumluluklar’ ve ‘erdemler’ gibi isimleri ve ‘iyi’, ‘kötü’, ‘doğru’, ‘yanlış’, ‘adil’ ve ‘adil olmayan’ gibi sıfatları içerir.

Etik ise, Yunanca ‘Ethos’ yani ‘Töre’ sözcüğünden türemiştir. Felsefenin ana dallarından biri olan Aksiyoloji’nin iki dalından biridir (ki diğeri ‘Estetik’dir). Ahlak konusunda, geçmiş, şimdi ve geleceğe ilişkin karar ve eylemlerin dikkatli ve sistematik bir biçimde düşünülmesi ve çözümlenmesi ile uğraşır. Yanlışı doğrudan, iyiyi kötüden yararlıyı zararlıdan ayırabilmek amacıyla ’Ahlak’ kavramının doğasını anlamaya çalışır; insan eylem ve davranışlarının temellerini araştırır. Bu tanımlamalara göre ahlak ‘yapmak‘la ilgiliyken, etik birincil olarak ‘bilmek‘le ilgilidir. Ahlak etiği besler ve aralarındaki ilişki ise, etiğin, insanların belli bir yönde karar vermesi ve/veya yapması için akla yatkın bir ölçüt sağlamaya çalışmasıyla kurulur. (Blackburn, 1996; Aktan, 1999)

Etik eylem/davranışların temelinde erdemler vardır. Etik, insan eylem ve kararlarının tüm boyutlarıyla uğraşır ve bu durum nedeniyle, birçok alt dalı olan ve tüm bilim ve uygulama alanları ile de doğrudan dinamik ilişkili çok geniş ve karmaşık bir çalışma alanıdır. Etik ‘çoğulcu’dur ve bireyler ise neyin doğru neyin yanlış, neyin iyi neyin kötü, neyin yararlı neyin zararlı olduğu hakkında birleşemeyebilir ve anlaşamayabilirler. Hatta anlaştıklarında da bunun ahlaki olmayan farklı nedenleri de olabilir. Bazı toplumlarda bu anlaşmazlıklar normal kabul edilir ve diğerlerinin haklarını çiğnemedikçe herkesin istediği gibi davranmakta özgür olduğu görüşü egemendir. Bununla birlikte, daha geleneksel toplumlarda ahlaki değerlerin üzerinde daha yaygın bir birliktelik ve kimi zaman yasalarca da desteklenen ve kişiyi belli bir yönde yapmaya zorlayan daha büyük bir toplumsal baskı vardır. Bu türden toplumlarda kültür, gelenek, görenek, töre, adet ve din sıklıkla ahlaki davranışı belirleyen baskın etmen olarak ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak “insanlar için neyin ahlaki olduğuna kim karar verir ?” sorusunun yanıtı, bu nedenle toplumdan topluma ve hatta toplum içinde değişir.

Bireyci toplumlarda bireyler, aileleri, arkadaşları, din, ideoloji, medya ve diğer dış kaynaklardan etkileniyor olsalar da kendileri için neyin ahlaki olduğuna karar verme özgürlüğüne sahiptirler. Daha geleneksel olan grupçu toplumlarda ise, aileler ve aile büyükleri, din adamları ve politik liderler neyin ahlaki olduğunu belirlemekte bireyden daha önemli bir role sahiptirler.

İnsanların büyük çoğunluğunun, Birleşmiş Milletler ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ (United Nations, t.y.) ile diğer yaygın kabul görmüş ve resmi olarak onaylanmış belgelerde yer alan temel insan hakları gibi bazı ‘etik ilkeler’ üzerinde uzlaştığı görülmektedir. ‘Yaşama hakkı’, ‘ayrım görmeme hakkı’, ‘işkence, insanlık dışı ya da aşağılayıcı davranışa uğramama’, ‘düşünme ve düşündüğünü ifade etme özgürlüğü’, ‘kamu ve eğitim-öğretim ve sağlık hizmetlerine eşit erişim hakkı’ gibi tüm insan hakları, tüm etik çalışma alanı için özellikle son derece önemlidir. ‘İnsan hakları’nın varlığı ve uygulanabilirliği için de ‘Etik’ çalışma alanı ve sürekli geliştirilen ‘Etik İlkeler’ olmazsa olmazlardır. Bu bağlamda, ‘etik’in olmadığı yerde ’insan hakları’, ‘insan hakları’nın olmadığı bir yerde de ‘etik’in olamayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

İnsanın var olduğu 300 bin yıldır süzüle süzüle bugüne kadar gelen temel evrensel insani değerlerden oluşan etik ve insan haklarının, benzeri daha önce görülmemiş en yıkıcı saldırıya uğradığı yeni bir dönemi yaşayan insanlığın bu zorlu sınavdan yaratıcı ve yenilikçi bir yolla (felsefe, bilim, teknoloji, kültür, sanat ve edebiyatla) etik değerleri, normları, kuralları, standartları ve etik kodları güçlendirerek insan haklarına, insanlığın sürdürülebilir varlığına ve onun geleceğinin biçimlendirilmesine katkı koyma zorunluluğu vardır. Kısaca, insanlığın varlığını sürdürebilmesi, temel evrensel insani değerler zemininde oluşan etik ve insan haklarının daha da güçlenerek var olmasıyla mümkündür.

Son söz; Etik eylem/davranışların temelinde var olan erdemler temel evrensel insanı değerlerdir ve ancak bu erdemlerle var olan etik ve insan hakları insanların ve onlardan oluşan toplumların ve insanlığın iyicil var oluş ve varlığını sürdürme gücünü oluşturabilir.

Prof. Dr. Mesut Yalvaç

“Ahlak, Etik ve İnsan Hakları”,

Kıbrıs Son Dakika, 16 Kasım 2020

Ana Sayfa EĞİTİM Ahlak, Etik ve İnsan Hakları

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Erhürman, Hükümetin Neden Kurulamadığını Açıkladı.

ERHÜRMAN: “BU 4’LÜ KOALİSYON MODELİNİN ARZU EDİLEN İSTİKRARLI MODELİ SAĞLAYABİLECEĞİ İZLENİMİ EDİNMEDİK” CTP GENEL BAŞKANI ERHÜRMAN, HÜKÜMETİ KURMA GÖREVİNİ İADE ETTİ… ERHÜRMAN BASINA AÇIKLAMALARDA BULUNDU “ÜLKEYİ HÜKÜMET...

Kadına dokunan eller…