Piyasalar getiriliyor... Lütfen Bekleyiniz.



21 Haziran 2019 Cuma, 15:22

BM ile uyumlu ve uluslararası hukuk içinde davranmak gerekir

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kapalı Maraş konusunda atılacak adımlarda Birleşmiş Milletler’le uyumlu ve uluslararası hukuk içinde davranmak gerektiğini vurguladı.



Akıncı, gelinen noktada Kapalı Maraş’la ilgili olarak ya tercihen BM gözetiminde Rumlara ve ortak işletmelere açılması ve karşılığında Ercan’a doğrudan seferlerin başlatılmasını gündeme getirmek ya da bu olamıyorsa BM ile çatışmadan Kıbrıs Türk idaresi altında açmak opsiyonunu değerlendirebileceklerini söyledi.
“Ancak her iki şıkta da BM ile uyumlu ve dolayısıyla uluslararası hukuk içinde davranmanın önemini bir kez daha vurgulamak isterim” diyen Akıncı, hükümetin, Kıbrıs sorunuyla doğrudan ilişkili bir konuda Cumhurbaşkanlığı’nı dışlayarak yol alma çabasının vahim bir hata olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, yeni hükümetin Maronit Açılımı konusundaki açıklamasını değerlendirirken ise “Anlaşıldığına göre, Maronitlerin geri dönüşünü öngören başlangıçtaki anlayış, birkaç ailenin Karpaşa’ya dönüşüne indirgenmiştir” diye konuştu. Akıncı, açılım kararının kapsadığı Gürpınar ve Özhan köylerine ilişkin somut adımların daha fazla gecikilmeden atılmasının zorunlu olduğunu belirtti; “Aksi takdirde umulan sonuçlar elde edilemez ve açılım birkaç ailenin Karpaşa’ya dönüşüne indirgenmiş sembolik bir hareketten ibaret kalır” uyarısında bulundu.
AKINCI BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ
Akıncı, bugün düzenlediği basın toplantısıyla, son günlerdeki gelişmelerle ilgili görüşlerini halkı aydınlatmak amacıyla basınla paylaştı. Cumhurbaşkanlığı’nda bir buçuk saat süren basın toplantısında Akıncı, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
“ÇÖZÜMÜN KIYISINA KADAR GELİNEN KONFERANSIN SONUÇSUZ KALMASININ ARDINDAN…”
Çözümün kıyısına kadar gelinen Kıbrıs konferansının sonuçsuz kalmasının ardından izlenmesini öngördüğü siyasetin temel noktalarını özetleyen Akıncı, Maraş konusunda hükümetin açıklamaları ve Maronit açılımı konusunda da değerlendirmelerde bulundu.
“KAPSAMLI ÇÖZÜM İÇİN İYİ NİYETİMLE VE VAR GÜCÜMLE ÇALIŞTIM, BÜYÜKM MESAFE KAT ETTİK”
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, göreve geldiği ilk günden beri, karşılıklı kabul edilen ilkeler ve BM parametreleri temelinde iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon çerçevesinde kapsamlı bir çözüme ulaşmak için bütün iyi niyetiyle ve var gücüyle çalıştığını; bu yolda büyük mesafeler kat ettiklerini söyledi.
Müzakere tarihinde ilk defa Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma çabalarını Cenevre ve Crans Montana’da ilgili bütün tarafların bir arada bulunduğu Kıbrıs Konferansına taşıdıklarını ancak Rum liderliğinin olumsuz tavrı nedeniyle sonuca ulaşamadıklarını hatırlatan Akıncı, bu durum, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından “yitirilen tarihi fırsat”, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Junker tarafından da “çözüme ramak kalınan bir tarihi fırsat” olarak nitelendiğini hatırlattı.
Akıncı, kapsamlı bir çözüm arayışına katkı koyması, iki toplum arasındaki güveni geliştirmesi ve günlük yaşamı kolaylaştırması amacıyla güven yaratıcı önlemlerde de önemli mesafeler kat ettiklerini kaydederek, “Henüz uygulanmayanların da önümüzdeki günlerde yaşama geçmesi yönünde uğraş vermekteyiz” dedi.
İZLENMESİ GEREKEN SİYASETTE 13 MADDE
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansı’nın hemen sonrasında, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı olarak kendi aralarında yaptıkları değerlendirmelerde izlenmesi gereken siyasetin temel noktalarını 13 maddede özetlediğini, bunları yeri geldikçe kamuoyuyla da paylaştığını kaydederek, 13 maddeyi anımsatmak için şunları paylaştı:
“1. Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin 1974 sonrasında yıllar içerisinde oluşan ve iki toplumluluk, iki kesimlilik, iki kurucu devletlilik, siyasi eşitlik gibi kavramları da içeren ve son olarak BM Genel Sekreteri’nin sunduğu çerçeveye dönüşümlü başkanlığın da dahil edildiği parametreleri çıkmazın sorumlusu gibi takdim ederek dışlaması vahim bir hata olacaktır.
2. Çıkmazın sorumlusu, BM parametreleri değil maksimalist tutumundan vazgeçmeyerek, makul ve gerçekçi tavır sergilemeyen Rum tarafıdır.
3. Bu günlerde yapılması gereken Crans Montana’da bir kez daha görülen bu gerçeğin yaygın bir biçimde üçüncü taraflara anlatılmasıdır. Özellikle BM ve AB içinde, tanınan devlet statüsü ile Rum tarafının yetki paylaşımındaki isteksizliği öne çıkarılmalıdır.
4. Bundan sonraki gelişmeler, konjonktüre de bağlı olarak dünya ve bölgedeki güç dengeleri ve Türkiye’nin konumu ile de yakından ilgili olacaktır.
5. KKTC olarak Türkiye ile de yakın ilişki içinde dış ilişkilerimizi geliştirmek için her türlü çabayı göstermeliyiz.
6. Aynı adayı ve coğrafyayı paylaştığımız Rum toplumuyla uyum içinde bir ilişkiyi ve iş birliğini arzu ettiğimizi bu bağlamda önceden kararlaştırılan GYÖ’leri uygulamaya hazır olduğumuzu vurgulamalıyız. (Telefon, elektrik, kriz, kayıplar, vs.)
7. AB ile ilişkiyi sürdürmek istediğimizi bu bağlamda Rum tarafının çıkardığı engellere karşı AB kurumlarının gereken tavrı sergilemeleri gerektiğinin altını çizmeliyiz.
8. Geldiğimiz noktada Kapalı Maraş ile ilgili olarak;
a. BM gözetiminde Rumlara ve ortak işletmelere açılması karşılığında Ercan’a direkt seferlerin başlatılmasını öncelikli olarak gündeme alabiliriz. Bu seçeneğin olamaması durumunda ise,
b. İkinci seçenek olarak BM ile çatışmadan Kıbrıs Türk idaresi altında açmak opsiyonu da değerlendirilebilir.
(Her iki seçenekte de BM ile uyumlu ve dolayısıyla uluslararası hukuk içinde davranmanın önemi açıktır)
9. Maronitlerin kuzeyde Kıbrıs Türk idaresi altında köylerine dönmelerini sağlayacak adımları gecikmeksizin atmalıyız.
10. Taşınmaz Mal Komisyonu’nun fonksiyonlarını çok daha etkin bir şekilde yerine getirebilmesini sağlamalıyız.
11.İç düzenimizle ilgili olarak, farklılıklara saygı göstererek demokratik birliğimiz ve bütünlüğümüzü korumalıyız. Daha etkin, halkına güven telkin eden bir kamu yönetimini gerçekleştirmeyi, kangrenleşmiş yapısal sorunlarımızı aşmayı başarmalıyız. Her olumsuzluğun Kıbrıs sorununa endeksli olarak algılanmasının önüne geçmeliyiz.
12.KKTC-TC ilişkilerinde, KKTC kanadının daha kendine yeten ve kendini yönetme becerisine sahip bir konuma yükselmesine katkıda bulunacak adımlar atılmalıdır.
13.Hidrokarbon olayında bir yandan ortak yarar ilkesi anımsatılarak, bir yandan da uluslararası hukuk içinde kalınarak haklarımızın korunması için gereken yapılmalıdır.”
HİDROKARBON… “BAŞKA ÇARE BIRAKILMADI”
Hidrokarbon konusunda Rum tarafı tek yanlı hareket ettiği sürece Kıbrıs Türkü’ne de Türkiye’ye de buna mukabil adımları atmaktan başka çare bırakılmadığını dile getiren Akıncı, şunları ifade etti:
“Rum tarafına bir çağrı yapmak isterim. Bu konuda akıl işi konuyu konuşmakla başlar bizimle ciddi bir örgütlenme modeli altında bir komitede bu olayları ele almaya hazır olmaları gerekir ki çıkış yolunu bulalım. Gerginlik ortamından işbirliği ve ortak yarar hedefine adım adım ilerleyebilelim. Bu yapılmadıkça bir gemi var Türkiye’den gönderilen, bir ikincisi gelmek üzere. Sen kazıyorsan biz de kazmak durumundayız… Bu çerçevede gerginliklerin artarak sürmesi kaçınılmaz. Halbuki herkesin yararlanabileceği ortak faydayı yaratmak mümkün.”
MARONİT AÇILIMI… CUMHURBAŞKANLIĞI EŞGÜDÜMÜNDE…
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Maronit açılımıyla ilgili sürece değinirken, yaşamlarını halen Güney Kıbrıs’ta sürdüren Maronitlerin 1974’te terk ettikleri KKTC’deki köylerine dönüşünü öngören ve kamuoyunda “Maronit Açılımı” olarak bilinen kararın, 26 Temmuz 2017’de Cumhurbaşkanlığında kendisi başkanlığında yapılan üst düzey toplantıda alındığını hatırlattı.
Dönemin başbakanı, ilgili bakanları, askeri makamları ve TC Lefkoşa Büyükelçisi’nin de katıldığı toplantıdan çıkan sonucun, gerek Maronitler arasında gerek ülkede ve gerekse uluslararası alanda çok olumlu yankı yarattığını ifade eden Akıncı, şöyle devam etti:
“Konu Kıbrıs sorununu yakından ilgilendirdiği için açılım sürecinin Cumhurbaşkanlığı’nın eşgüdümünde yürütülmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre Cumhurbaşkanlığı’nda kısa sürede konuyla ilişkili tüm kurumların katılımıyla çok sayıda teknik toplantı Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı’nın başkanlığında gerçekleştirilerek yapılması gereken hukuki düzenlemeler belirlenmiş, altyapı ihtiyaçları saptanmış, fizibilite raporları çıkarılmış ve maliyetler hesaplanmıştır.
Tüm bu hazırlıklar dört ay gibi kısa bir süre içinde tamamlanarak dönemin hükümetine iletildiği ve açılıma yönelik olarak 2018 genel bütçesinde bir miktar kaynak ayrıldığı halde, daha sonra hükümet tarafından Cumhurbaşkanlığı’na ‘mali kriz gerekçesiyle bu kaynağın kullandırılamayacağı’ iletilmiştir.
“GECİKME YANLIŞTIR DEDİĞİM HALDE HAYATA GEÇİRİLMEDİ”
Açılımın gerektirdiği somut adımların gecikmesinin yanlış olduğunu her fırsatta dile getirmeme rağmen ne yazık ki projelerin hayata geçirilmesi söz konusu olmamıştır.
Açılım kararından yaklaşık 1,5 yıl sonra ise dönemin hükümeti, Maronitlerin dönüşüne ilişkin sürecin siyasi kararın artık alınmış olduğu, geriye kalanların teknik konular olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı koordinasyonu yerine, Hükümetin bu koordinasyonu kendi içinde yürütmesini öngörerek hem koordinasyon hem de yürütme sorumluluğunu üstlenmiştir. Ne yazık ki hükümet dağılana kadar Maronit Açılımına ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir.
Maronit Açılımı, KKTC’de bulunan Gürpınar, Özhan ve Karpaşa köylerini içeren bütünlüklü bir karardır. Alınan karar, her üç köye de dönüşü öngörmektedir.
Yeni hükümet tarafından geçtiğimiz günlerde kamuoyuna Maronit Açılımı çerçevesinde Karpaşa köyünü yerleşime hazırlamak için ihale sürecinin tamamlanmak üzere olduğu bilgisi verilmiştir. Anlaşıldığına göre, Maronitlerin geri dönüşünü öngören başlangıçtaki anlayış, birkaç ailenin Karpaşa’ya dönüşüne indirgenmiştir.
Karpaşa, Maronitlere ait en küçük köydür ve nüfus potansiyeli oldukça azdır.
Açılım kararının kapsadığı Gürpınar ve Özhan köylerine ilişkin somut adımların daha fazla gecikilmeden atılması da zorunludur. Aksi takdirde umulan sonuçlar elde edilemez ve açılım birkaç ailenin Karpaşa’ya dönüşüne indirgenmiş sembolik bir hareketten ibaret kalır.”
MARAŞ… “CUMHURBAŞKANLIĞI’NI DIŞLAYARAK YOL ALMA ÇABASI VAHİM HATA”
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, basın toplantısında, hükümetin son Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıkladığı Maraş kararıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
“Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Maraş’a ilişkin olarak da bazı açıklamalar yapılmıştır. Kıbrıs sorunu ile doğrudan ilişkili böylesine bir konuda Cumhurbaşkanlığı’nı dışlayarak yol alma çabası vahim bir hatadır” ifadelerini kullanan Akıncı, “Aradan üç gün geçmesine rağmen Maraş konusunda yapılmak istenenin ne olduğu anlaşılabilmiş değildir. Başbakan ve Başbakan Yardımcısı’nın birbiriyle çelişen açıklamaları olmaktadır” dedi.
Akıncı, Maraş konusunun hassasiyetle ele alınması gereken, ancak her koşulda Kıbrıs’ta çözüm hedefine katkı yapabilme potansiyeline haiz son derece önemli bir konu olduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanlığı makamına gelmeden önce açıkladığı Maraş’la ilgili vizyonunu hatırlattı:
“Kapsamlı çözüm uğraşılarının yanı sıra, paralel bir süreçte, her iki toplumun günlük yaşamına katkı yapacak çeşitli Güven Artırıcı Önlemlerin uygulanmasına özel önem vereceğiz. Bu kapsamda, Kapalı Maraş bölgesinin BM gözetiminde yerleşime açılması ve bu açılışa eş zamanlı olarak Kıbrıslı Türklerin, ticaret ve turizm alanında yaşadıkları darboğazların aşılması için Mağusa Limanı ve Ercan Havaalanı’nın kullanılabilmesinin yolları üzerinde uzlaşma aranacaktır.”
Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum Lider Anastasiadis’le yaptığı görüşmelerin ilk aşamasında bu uzlaşıyı sağlama yönünde öncelikle bir niyet sorgulaması yaptığını fakat Rum liderliğinin KKTC’nin tanınacağı kaygısıyla Ercan’ın uçuşlara açılmasına kategorik karşı bir tutum içinde olduğunu saptadığını anlatarak, bunun yanında Türk hükümetiyle yaptığı ilk temaslarda Maraş’ın bir GYÖ olması yerine Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümüne yoğunlaşılmasını tercih ettiklerini gözlemlediğini belirtti.
Aynı anlayışta olan Anastasiadis’le daha çok bütünlüklü çözüm yönünde yoğunlaşma konusunda hemfikir olduklarını ve bu yönde de ilk 2 yılda oldukça iyi ilerleme sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, Crans Montana sonrasında ise Maraş konusunda yapılması gerekeni 13 maddeden biri olarak açıkladığı şekilde Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı olarak kendi aralarında yaptıkları değerlendirmelerde gündeme getirdiğini söyledi.
Akıncı, bu konuyu, farklı yaklaşımlarla da olsa gündeme getiren parti liderleri de olduğunu ve değerlendirmeler sonucunda Maronit açılımına öncelik verilmesini kararlaştırarak, Maraş konusundaki BM kararları ve hukuki boyutlarının çok dikkatli incelenmesi ihtiyacının olduğu görüşünün ağırlık kazandığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Akıncı, varılan anlayış çerçevesinde kapsamlı bir inceleme eğer yapılmışsa ve bunun sonuçlarını içeren bir rapor hazırlanmışsa, böylesi bir raporun Cumhurbaşkanlığı’na ulaştırılmadığını da açıkladı.
Akıncı, gelinen noktada Kapalı Maraş’la ilgili olarak ya tercihen BM gözetiminde Rumlara ve ortak işletmelere açılması ve karşılığında Ercan’a doğrudan seferlerin başlatılmasını gündeme getirmek ya da bu olamıyorsa BM ile çatışmadan Kıbrıs Türk idaresi altında açmak opsiyonunu değerlendirebileceklerini söyledi.
“Ancak her iki şıkta da BM ile uyumlu ve dolayısıyla uluslararası hukuk içinde davranmanın önemini bir kez daha vurgulamak isterim” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle konuştu:
“Bırakın BM’yi, KKTC Cumhurbaşkanını dahi dışlayarak Maraş’a ilişkin üstelik ne olduğunu izah edemeden bazı kararlar alındığını açıklamak, ciddiyetten uzak bir tavırdır. Kıbrıs ve dünya gerçeklerine aykırı olarak atılacak her adımın telafisi mümkün olmayan zararlara uğramamıza yol açacağı konusunda uyarı yapmayı gerekli görüyorum.”
Cumhurbaşkanı Akıncı, Dışişleri Bakanlığı Özel Kalem Müdürü’nün bugün basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü’nü arayarak, Dışişleri Bakanı’nın gelecek hafta Maraş açılımı ile ilgili Cumhurbaşkanlığı’nı ve parti liderlerini bilgilendirmek ve istişare etmek amacıyla randevu istediği bilgisini de paylaştı.
Akıncı, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Copyright © 2013 Xturk MultiMedya Tema. Powered by Wordpress.
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz