Piyasalar getiriliyor... Lütfen Bekleyiniz.



26 Ocak 2015 Pazartesi, 19:22

Prof. Hasgüler’den tarihe ışık; ”Servet Sami Dedeçay”

Akademisyen Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Kıbrıs’ın tarihime ışık tutan bir yazı kaleme aldı. Dr. Servet Sami Dedeçay’ı okurlara anlatan Hasgüler, Dedeçay’ın Kıbrıs tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Üniversitelerin Öncüsü ve İlk Kadın Cumhurbaşkanı Adayı olan Dr. Servet Sami Dedeçay, Hasgüler’în satırlarıyla gündeme taşındı.



İşte o yazı;


Üniversitelerin Öncüsü ve İlk Kadın Cumhurbaşkanı Adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay

Servet Sami Dedeçay, 1929 Lefkoşa’da dünyaya gelmiş ve ilk-orta öğrenimini Larnaka’da “American Academy” adlı okulda tamamlamıştır. Ülkesinin sömürgelikten bağımsızlığa geçişini kazandıran 1960 Kıbrıs Anayasası’nın hazırlık sürecinde Prof. Dr. Nihat Erim başkanlığındaki Komisyonda sekreterlik, Tarafsız İsviçre Komisyonunda Fransızca-İngilizce tercümanlık görevlerinde bulunmuştur.
Dedeçay, 1960-1968 yıllarında, Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesinde, Kriminoloji-Penoloji Bölümünde lisans ve doktora öğrenimini tamamladı. Doktoradan sonra Erzurum Atatürk Üniversitesinde 1968-1972 yıllarında yabancı uzman olarak 4 yıl çalışmış ve ardından ülkesine dönmüştür. Ülkesine döndükten sonra Eylül 1972’de Lefkoşa Özel Türk Üniversitesini (LÖTÜ) kurmuştur. 1982’de ilk mezununu veren LÖTÜ, 1982’den günümüze kadar faaliyetlerini Araştırma Üniversitesi olarak devam ettiriyor.
Kıbrıs’ın Üniversiteyle Tanışması
Dedeçay üniversiteyi 1972’de açtıktan sonra hem Türk siyasilerden hem Rum de siyasilerden tepki gördü. Öyle ki Klerides “Efendim üniversiteye ne gerek var! 3 mühendis ihtiyacı olursa göndeririz Atina’ya okur gelir!” açıklamasında bulunmuş, Denktaş bey de benzer yaklaşımla “Doktor ihtiyacımız varsa göndeririz Ankara’ya okur gelir! demişti. Üniversiteye ne gerek var!? Bu anlamda Dedeçay sadece Kıbrıs Türklerine değil, dönemin şartları içerisinde Rumların da üniversite kurumuyla tanışmasını sağlayan ilk öncüdür. Bugün üniversitelerin geldiği nokta elbette son derece önemlidir ve Dedeçay bu topraklarda bunu ilk düşünen ve kuran bir kadındır.
Üniversitesizliğin Kıbrıs’a Maliyeti
Dedeçay kurduğu üniversiteyle aslında iki toplumun da istiklaline yol açtığını söylemekte son derece haklı. Fransa’da aldığı eğitimin en önemli etkisinin müstemleke kültürünü sorgulamaya dönük olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz. Öyle ki Kıbrıs’ta üniversite kurulmasının uzun vadede topluma aydınlanma ışığının yakılması anlamına geldiğini bilmeyen yoktur. Üniversite cumhuriyet kurulurken düşünülmeli ve anayasa içinde yerini almalıyken böyle olmadı. Bunu o günlerde kimse akıl etmedi. Bunun temelinde cumhuriyeti devralmış olan elitlerin büyük çoğunluğunun müstemleke bürokrasisi ve eğitiminde yetişmiş kuşaklar olması vardı. Böylesi bir üniversite yoksunluğunun cumhuriyetin hem yeni bir yurttaş hem de yeni bir tarih yazımı konusunda ortak hevesi yakalayamamasındaki etkisi azımsanmamalıdır. Müstemleke statüsünün siyasi kültür üzerinde kalıcı olumsuz izleri hala sürmektedir. .
Dedeçay’ın Kıbrıs’ın sosyal yapısı, tarımı ve kültürü odaklı 22 kitabı ve bir çok makalesi bulunmaktadır. Eserlerinden bazıları arasında Kıbrıs’ta Türk İşçilerinin Sendika Kurma Faaliyetleri (1918-1959), Kıbrıs’ta Tütün Ziraatı, Tütün Ticareti ve Sanayi, Viktorya İslam İnas Sanayi Mektebi ve Kıbrıslı Türk Kadının Hakları, Kıbrıs Bibliyografyası, Nazım Ali İleri: Hayatı ve Eserleri, Kıbrıs’ta Balık Çiftliği ve Balık,Tuz Gölleri, Kıbrıslı Türk Kadınının Eğitim Aracılığı Sayesinde Dinsel Mutaasıplıktan Sıyrılıp Çağdaş Hak ve Özgürlük Kurallarını Kabullenişi (3 Cilt) bulunmaktadır. Halen mütevazı bir biçimde 3 ciltlik yeni kitabı üzerinde çalışmaktadır. Kısa zamanda tamamlamasını diliyoruz…
Ülkemizde aydın insanlara karşı nemelazımcılık ve vurdumduymazlık tavan yapmış durumdadır. Dedeçay da bundan nasibini haliyle alıyor. Bunun temelinde yine “yarım aydınlanma” yatmaktadır. “Yarım aydınlık” her daim tam karanlıktan bile kötüdür. İşin tuhafı, feminist atölyeler bile henüz böylesi bir öncüyü etüt etmemiş ve sahiplenmemiştir. Bu hallerin sebeplerini anladığımızda çok yol almış olacağız.
İlk kadın cumhurbaşkanı adayı…
Dedeçay, araştırma faaliyetleri dışında ülkedeki siyasi gelişmeleri de daima takip etti ve aydın tavrıyla üç kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine bağımsız aday olarak katıldı. KTFD’de 1976’daki ilk devlet başkanlığı seçimlerine ve 1981’de yapılan KTFD’deki ikinci devlet başkanlığı seçiminde bağımsız aday oldu. Dedeçay 15 Kasım 1983’de kurulan KKTC’deki 1985’de gerçekleştirilen ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de bağımsız aday olmuştu. Üç seçimde de ilk kadın cumhurbaşkanı adayı olarak tarihteki yerini aldı.
Dedeçay’ın kadın konusundaki eserleri de tam bir başucu eseri niteliğindedir. Kaldı ki ülkemizde en zayıf alanlardan biri de sözlü tarih çalışmalarındaki kısırlıktır. Bu konuda Dedeçay’ın velut araştırma ve yayın hayatı son derece örnek ve imrenilecek düzeydedir. Çalışmaları gelecekte hepimize ışık olacağını söylemek sadece bir gerçeğin altını çizmektir. Kendisine ülkemizin kültür tarihine yaptığı katkılardan dolayı şükranlarımızı sunuyoruz.

Prof. Dr. Mehmet Hasgüler – KIBRIS GAZETESİ

Copyright © 2013 Xturk MultiMedya Tema. Powered by Wordpress.
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz