25.3 C
Lefkoşa
20 Haziran 2021 Pazar

Sefaletin Dayanılmaz Hafifliği

Kimse kendi tavuğuna kışt demezmiş.
İktidarı oluşturan politikacılar, yönettikleri ülkeyi hep iyi yönleriyle kendi halkına ve dış dünyaya göstermeye çalışırken, muhalefeti oluşturan politikacılar da her şeyin ne kadar kötü gittiğini ve bunu kendilerinin düzelteceğini topluma anlatmaya çalışırlar.
Aslında iyi-kötü ve/veya doğru-yanlışları anlayabilmek ve gerçeğe ulaşmak için politikacıları ve onların yandaş medya mensuplarını dinlemek, sadece algılarımızın yönetilmesini sağlar. Oysaki yapılması gereken ve doğru sonuç alınabilecek olan, verileri incelemek ve ülkenin durumunu dünyanın diğer ülkeleriyle kıyaslamaktır.
Mesela, bir ülkede iktidar sahipleri ülkenin yaptığı ihracatın artmasından övünçle, muhalefet ise ithalatın yükselmesinden eleştiriyle bahsederken, asıl üzerinde durulması gereken ikisi de değil, cari açığın büyüklüğü ve bu açığın optimal sürede kapatılıp kapatılamayacağıdır. Cari açığınız büyüyorsa ihracatın artması, cari açığınız küçülüyorsa ithalatın artması çok da önemli değildir yani.
Mesela, Asya’nın parlayan yıldızı Çin, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) dikkate alındığında, ekonomik büyüklük olarak ABD’yi tehdit edercesine ve hemen onun ardından ikinci sırada yerini alırken, aynı Çin, devasa nüfusu nedeniyle kişi başına düşen GSMH’da, 19’uncu büyük ekonomi Türkiye’nin bile gerisinde kalabilmektedir.
Bir ülkede yaşayanların ekonomik durumunun tam olarak anlaşılmasını ve dünyadaki ülkelerle kıyaslanmasını sağlayan ve 2014’den bu yana kullanılan bir endeks var.
The Misery Index (Sefalet Endeksi) denen bu endeks, ilk olarak ekonomist Arthur Okun tarafından ortalama bir vatandaşın ekonomik durumunu göstermek amacıyla oluşturulmuş.
Mevsimsellik etkisi arındırılmış işsizlik oranı ve yıllık enflasyon oranının toplanmasıyla hesaplanan Sefalet Endeksi’nin yıllar içinde farklı göstergelerin de eklendiği varyasyonları ortaya çıktı. Ekonomist Prof. Dr. Steve Hanke tarafından geliştirilen ve bazı yayın organlarında “World’s Most Miserable Countries”, “Miserable Index”, “Hanke’s Annual Misery Index” gibi başlıklar altında da yayınlanan “Dünya Sefalet Endeksi” her yıl düşünce kuruluşu Cato Institute tarafından kamuoyuyla paylaşılıyor.
Dünya Sefalet Endeksi’nde endeks puanı her ülkenin enflasyon oranı, işsizlik oranı ve bankaların oluşturdukları kredi faiz oranlarının toplamından yıllık kişi başına düşen milli gelir değişim oranının çıkarılmasıyla bulunuyor. Cato Institute yayınladığı bülten ile endeks sıralamasının yanı sıra ülke puanlarını en çok etkileyen faktörleri de kamuoyuna açıklıyor.
Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye’nin yıllar içindeki performansına bakıldığında, 2014 yılından bu yana, maalesef negatif bir seyir gözlemlenmekte.
Raporlara göre 2013 yılında 32,7 puan ile 108 ülke içerisinde 13’üncü sırada olan Türkiye’nin, 2014 yılında endeks puanı 29,4 oldu ve listede 22’nci sıraya geriledi. (Endeks kötüden iyiye sıralandığından, bir ülkenin sıralamada gerilemesi, sefaletin o kadar azaldığını göstermesi bakımından iyi bir şey.)
2018 yılında 53,3 puan ile 95 ülke içinde 5’inci sırada yer alan Türkiye’nin, 2019 yılında endeks puanı düşüş gösterse de sıralamasında bir gerileme olmadı.
Bunlara ek olarak 2013 yılından bu yana açıklanan raporların hepsinde de Türkiye’nin endeks puanını etkileyen en önemli faktörün ülkedeki faiz oranı olduğu belirtildi.
Görüldüğü üzere, 2014 yılında 29.4 puanla Dünya Sefalet Endeksi listesinde 22’nci sırada olan Türkiye, 2019 yılında 50,6 puan ile 95 ülke arasında 5’inci sırada yerini aldı. Yani, maalesef, sefalette ilk 5’e girmeyi başardık.
Gelelim son durumumuza.
Hanke’nin 2020 yılı için yayınlanan raporuna göre Türkiye, 156 ülke içinde 21’inci sırada. Ancak, gelişmekte olan ülkeler baz alındığında aşağıda görüldüğü gibi Güney Afrika’nın arkasından, en kötü ikinciyiz ve gümüş madalya alıyoruz.
Ezcümle, siz bakmayın başka ayrıntılara, iyimser tabloculara, politik manevralara, gerçek şu ki, ekonomik durumumuz hiç de iç açıcı değil maalesef. Unutmayalım ki, 2021’in sonucunun, 2020’den daha iyi gelmesi bu faiz ve işsizlik oranlarıyla da mümkün değil, dolayısıyla başkaları ne der bilemem ama, ampirik (çeşitli gözlemler sonucu elde edilen) bilgi, “Ey Türkiye, ekonomik vaziyetin hiç mi hiç iyi değil, sıkı tedbir alman şart, faiz, işsizlik ve tüketim seviyeni azalt, tasarruf, üretim ve iş olanaklarını artır.”diyor.
Sefaletin dayanılmaz hafifliğinden, refahın keyifli ağırlığına bir an önce geçmemiz dileğiyle…
Ana Sayfa GÜNDEM Sefaletin Dayanılmaz Hafifliği

BU HABERİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

KKTC Gazete Manşetleri 07/11/2020

KKTC GAZETE MANŞETLERİ 20 HAZİRAN 2021 PAZAR

KKTC’de gazeteler neler yazdı? Manşetler ve detaylar neler, haberimizin detaylarında. -