Piyasalar getiriliyor... Lütfen Bekleyiniz.



18 Haziran 2019 Salı, 12:42

Sezaryen mi normal doğum mu?

Yapılan yeni bir araştırmaya göre uzmanların gözünden sezaryen ve normal doğum.



Sezaryen doğum, dünya çapında yükselişte. Yapılan son istatistikler, Batı Avrupa’daki doğumların %25’inin sezaryen yöntemi ile gerçekleştiğini gösteriyor; bu oranlar Kuzey Amerika’da %32, Güney Amerika’da ise %41. Bu istatistikler göz önünde bulundurulduğunda, insanların bu yöntemin potansiyel zararlarına dair ulaşılan kanıtlara ilgi duymalarına şaşırmamak gerek. Ancak uzmanlar, yapılan bu yeni bir araştırmaya temkinli yaklaşıyor.

PLOS Medicine’de yayınlanan bu çalışma, üç ana sonuca odaklanıyor: Annede pelvik taban sorunları (idrar kaçırma gibi), çocukta astım ve sonraki hamileliklerde çocuk ölümü. Elde edilen en çarpıcı bulgular ise şöyle: Vajinal doğum ile karşılaştırıldığında, sezaryen doğum, idrar kaçırma ve vajinal sarkma riskini düşürüyor. Ancak sezaryen doğum ile dünyaya gelen çocuklarda, 12 yaşına dek astım riski artıyor ve sezaryen doğum sonrasındaki hamilelikler, yenidoğan ölümü ile olmasa da düşük ve ölü doğumlarla ilişkilendiriliyor.

Edinburgh Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmanın sonuçları, farklı ülkelerden gelen geniş çaplı bir randomize-kontrollü çalışmadan ve 79 gözlemsel araştırmadan toplanan verilerin analizini temel alıyor.

Genel olarak bakıldığında, oldukça iyi yürütülmüş bir çalışma. Ancak bazı zayıf noktaları yok değil -hangi tip sezaryen olduğunu (acil mi yoksa planlı doğum mu) ya da operasyonun doğumun hangi aşamasında gerçekleştiğini göz önünde bulundurmamak gibi. (Doğumun geç evrelerinde sezaryen yapmak, genelde pelvik tabana farklı şekillerde zarar verir.)

İdrar kaçırma korkusu

Yaklaşan doğum, hamile kadınların en büyük korkusu; güvenli bir sezaryen doğumunu arzulayan kadın sayısı çok fazla. Çoğu zaman bu yöntemi, doğal doğumdan sonra sıklıkla görülen pelvik taban problemlerinden kaçınmanın etkili bir yolu olarak görüyorlar. Sezaryen doğumun pelvik taban sorunlarını önlediğine dair iddiaların sosyal medyada, ebeveynlik ve hamilelik dergilerinde sıklıkla yer bulması, sezaryen doğuma yönelik talep artışına daha da katkıda bulunuyor.

Kadınlar, idrar kaçırma ile ilişkilendirilen rahatsızlığın ve utancın gayet farkındalar; anlaşılabilir bir cinsellik korkusu yaşamaları da cabası. Ancak sezaryen doğumun riski düşürdüğünü öne süren bulgulara rağmen, bu sorunlar, idare edilebilir, iyileştirilebilirler ve her şeyden önemlisi hayati risk taşımıyorlar.

Ancak sezaryen doğum ile ilişkilendirilen ve sonraki hamileliklerde gerçekleşen hayati risk faktörleri var: Düşük, ölü doğum ya da plasenta problemleri –plasentanın doğum kanalını kaplaması, plasentanın rahim duvarlarına anormal bir şekilde girmesi ya da plasentanın doğumdan önce rahimden ayrılması– gibi.

Sezaryen doğum, çocukları da etkileyebiliyor. Yapılan bu son çalışmanın sonuçlarına göre, vajinal yollarla doğan çocuklara kıyasla sezaryenle dünyaya gelen çocuklarda, astım ve obezite riskinde artış görülüyor.

Riskler denk değil

Açıkça görülüyor ki idrar kaçırma riskini, ölü doğum riski ile karşılaştırmak akıl karı değil. Kadın doğum uzmanları, her iki doğum yönteminin risklerinin de farkındalar; dolayısıyla hastalara karar vermede yardımcı olmaları gerekiyor. Sezaryen doğum trendindeki artışı önleyebilmek adına, uzmanların bu bilginin hastalara aktarılışına dair sorumluluk alarak hastanın tüm doğurganlık hayatını göz önünde bulundurmaları ve sonraki gebeliklerdeki riskleri minimuma indirmeyi hedeflemeleri gerekiyor.

Hamileliklerdeki potansiyel risk faktörlerini dengelemek, doktorlar açısından eğitsel ve etik bir görev. Kadınlara daha fazla seçenek sunulurken, hastanın çalışmada ileri sürüldüğü gibi farklı sonuçlar arasında öncelik edinmelerine izin vermek, pek de etik ya da tavsiye edilebilir bir yaklaşım değil. Bunun yerine, hastaların tüm risk faktörleri konusunda bilgilendirilmeleri ve seçeneklerini bu bağlamlar üzerinden değerlendirmeleri gerekiyor.

Copyright © 2013 Xturk MultiMedya Tema. Powered by Wordpress.
Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz