enflasyonemeklilikötvdövizkktckktc haberson dakikakıbrıs son dakikakktc gazeteleri
DOLAR
45,3820
EURO
53,4424
ALTIN
6.823,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
19°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C

DAÜ-SEN’den Çavuşoğlu’na: DAÜ’nün geleceği için doğrudan yana taraf olmak sorumluluktur

DAÜ-SEN’den Çavuşoğlu’na: DAÜ’nün geleceği için doğrudan yana taraf olmak sorumluluktur
11.05.2026 12:51
A+
A-

Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun DAÜ’de yaşanan yönetimsel sorunlara ilişkin yaptığı açıklamaya tepki göstererek, hükümetin ve bakanlığın süreçteki sorumluluğundan kaçtığını savundu.

DAÜ-SEN tarafından yapılan yazılı açıklamada, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun 8 Mayıs 2026 tarihli açıklamasının, DAÜ’de yaşanan sorunların çözümüne katkı sunmaktan uzak olduğu ileri sürüldü.

Sendika, Çavuşoğlu’nun “herkesi protokole uygun olarak sorumluluklarını yerine getirmeye” çağırdığını ancak hangi tarafların protokole uygun davranmadığını açıklamadığını belirtti.

Açıklamada, Eğitim Bakanlığı makamının sorunları yalnızca tespit eden değil, çözüm üretilmesi için gerekli adımların atılmasını sağlayan bir pozisyonda olduğu ifade edilerek, “DAÜ’de protokole uygun olarak gerekli adımların zamanında atılmasını sağlamak, ilgili kurumları harekete geçirmek ve çözüm iradesini ortaya koymakla yükümlü bir makamdır” denildi.

DAÜ’de mali, idari ve yönetsel sorunların uzun süredir bilindiği belirtilen açıklamada, çözüm yollarının da mevcut protokol kapsamında yer aldığı savunuldu.

Sendika, liyakat ve şeffaflık temelinde sürdürülebilir bir yönetim modelinin oluşturulmamasının bugünkü krizin temel nedenlerinden biri olduğunu ileri sürdü.

DAÜ-SEN açıklamasında ayrıca, hükümetin önerisiyle göreve gelen mevcut Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı’nın üniversite yönetimine ilişkin tespitleri karşısında Bakan Çavuşoğlu’nun sessiz kaldığı öne sürüldü.

Sendika, daha önceki Vakıf Yöneticiler Kurulu başkanlarının uyarılarının da dikkate alınmadığını iddia ederek, bunun “kurumsal sorumluluktan kaçınma” anlamına geldiğini savundu.

Açıklamada, DAÜ’nün partizan ilişkiler veya kişisel sadakatler temelinde yönetilemeyeceği belirtilerek, üniversite yönetiminde liyakat, hesap verebilirlik ve kurumsal aklın esas alınması gerektiği ifade edildi.

DAÜ-SEN, üniversitenin ihtiyaç duyduğu şeyin “siyasi savunmalar değil, açık veri, somut takvim, uygulanabilir kararlar ve hesap verebilir yönetim” olduğunu belirtti.

Sendika açıklamasında son olarak, Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun süreçten bağımsız olmadığını savunarak, protokolün uygulanması ve ortaya çıkan yönetsel sorunlara karşı gerekli iradenin gösterilmesinden sorumlu olduğunu ileri sürdü.

Nazım Çavuşoğlu NE DEMİŞTİ?

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ise yaptığı yazılı açıklamada, hükümete yönelik suçlamaların dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştu.

Çavuşoğlu, hükümetin protokolü imzalayarak sorumluluk aldığını belirterek, sendikalar ile Vakıf Yöneticiler Kurulu ve rektörlük arasında yaşanan tartışmaların hükümete yüklenmeye çalışıldığını ifade etmişti.

DAÜ’nün ortak değer olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, kurumun mali yapısını, öğrencilerin geleceğini ve çalışanların haklarını korumanın herkesin görevi olduğunu kaydetmişti.

Çavuşoğlu ayrıca, hükümetin Vakıf Yöneticiler Kurulu ile rektörlük arasında olduğu iddia edilen ayrılıkların tarafı olmadığını belirterek, “Bizim tarafımız DAÜ’nün geleceğidir” ifadelerini kullanmıştı.

Bakan Çavuşoğlu, diyalog ve ortak akla açık olduklarını ifade ederek, herkesi protokole uygun şekilde sorumluluklarını yerine getirmeye davet etmişti.

Konuyla ilgili olarak DAÜ-SEN’in basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Eğitim Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun 8 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklama, DAÜ’de yaşanan yönetimsel sorunların çözümüne katkı sunmaktan uzak, sorumluluğu dağıtan ve mevcut tabloyu perdeleyen bir içerik taşımaktadır.

Sayın Bakan açıklamasında, ‘herkesi protokole uygun olarak sorumluluklarını yerine getirmeye’ davet etmiş; ayrıca ‘protokol imzalandığı günden beri sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getiren tarafın hükümet olduğunu’ ileri sürmüştür. Ancak Sayın Bakan kimlerin protokole uygun hareket etmediğini ve VYK başkanının tespitlerini değerlendirmeden kaçınarak protokolün kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirmemiştir.

Sayın Bakan yıllardır DAÜ’de sorunlar olduğunu ifade etmektedir. Ne var ki sorunları tespit etmek, çözüm üretmek anlamına gelmez. Eğitim Bakanlığı makamı ve İstişare ve eşgüdüm komisyonu başkanlığı, sorunları dışarıdan izleyen, şikâyet eden veya yalnızca tespit eden ve ben karışmam, taraf olmam diyen bir pozisyon değildir. Aksine, DAÜ’de protokole uygun olarak gerekli adımların zamanında atılmasını sağlamak, ilgili kurumları ve kişileri harekete geçirmek ve çözüm iradesini ortaya koymak için baskı oluşturmakla yükümlü bir pozisyondur.

2019 yılından bu yana DAÜ‘deki sorunların varlığını dile getiren bir makamın, bugün hala ‘sorumluluğunu eksiksiz yerine getirdiğini’ iddia etmesi, kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.

DAÜ’de mali, idari ve yönetsel sorunlar uzun süredir bilinmektedir; “çözümleri de protokol kapsamında yer almaktadır. Buna rağmen gerekli yönetsel adımların zamanında atılmaması, liyakat ve şeffaflık temelinde sürdürülebilir, stratejik bir yönetim modelinin ortaya konmaması ve Eğitim Bakanının bu eksikliği partizan ilişkiler temelinde tolere etmesi bugünkü krizin temel nedenidir.

Dahası, hükümetin önerisiyle göreve gelen ve yaklaşık üç ay önce Cumhurbaşkanı tarafından atanan mevcut VYK Başkanının, üniversitedeki yönetim anlayışı ve uygulamalara ilişkin yaptığı ciddi tespitler karşısında Sayın Bakan’ın sessiz kalması ve dolaylı olarak mevcut yönetsel statükoya destek olması dikkat çekicidir. Benzer şekilde, bir önceki VYK Başkanının uyarıları da gerektiği biçimde değerlendirilmemiştir. Bu durum, münferit bir iletişim sorunu değil, kurumsal sorumluluktan kaçınma sorunudur.

DAÜ-SEN, İstişare ve Eşgüdüm Komisyonunda bugüne kadar eleştiriyle birlikte somut öneriler de ortaya koymuştur. Sendikamız, üniversitenin sürdürülebilirliği için protokolün eksiksiz ve zamanında uygulanması ve bunun için de liyakate dayalı bir yönetim yapısının oluşturulması gerektiğini defalarca ifade etmiştir. Ancak bu önerilerin bizzat Sayın Bakan tarafından dikkate alınmaması, protokol sürecinin etkin biçimde işletilmemesine neden olmaktadır.

DAÜ gibi köklü bir kamu kurumu, partizan ilişkiler, kişisel sadakatler ya da ‘bizden olan-bizden olmayan’ anlayışıyla yönetilemez. Üniversite yönetimi; liyakat, hesap verebilirlik, kurumsal akıl ve objektif veriler temelinde yürütülmek zorundadır. Bu ilkelerden uzaklaşıldığında bedel yalnızca yöneticiler tarafından değil, tüm üniversite bileşenleri ve toplum tarafından ödenmektedir.

Sayın Bakan’ın ‘VYK Başkanı ile ilgili tartışmaların tarafı değilim’ yaklaşımı da kabul edilebilir değildir. İstişare ve Eşgüdüm Komisyonu Başkanı olarak Sayın Bakan’ın görevi süreci uzaktan izlemek değil; protokolün uygulanmasını sağlamak, ortaya çıkan sorunlara müdahale etmek ve kamu adına sorumluluk üstlenmektir.

Ayrıca altı çizilmelidir ki DAÜ’nün önünde belirsiz, tanımsız veya sıfırdan inşa edilmesi gereken bir süreç bulunmamaktadır. Protokolde hangi adımların atılacağı, hangi başlıklarda düzenleme yapılacağı ve sürecin nasıl ilerletileceği madde madde ortaya konmuştur. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir yol haritası aramak ya da dünyayı yeniden yaratmak değildir. Yapılması gereken, imza altına alınan protokolü ciddiyetle, takvimli biçimde ve adım adım uygulamaktır. Sorun, protokolün eksikliğinden değil, protokolün gereklerinin zamanında ve kararlılıkla yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır.

Bugün DAÜ’nün ihtiyacı, siyasi savunmalar değil; açık veri, somut takvim, uygulanabilir kararlar ve hesap verebilir yönetimdir. Yaklaşan seçimler ya da siyasi dengeler, DAÜ’nün gerçeklerinin üzerini örtmenin gerekçesi olamaz. Üniversitenin geleceği, günlük siyasi hesapların konusu yapılamayacak kadar önemlidir.

DAÜ’yü gerçekten sahiplenmek, sorunları inkâr etmekle veya sorumluluğu başkalarına yüklemekle değil; objektif gerçekleri kabul edip zamanında ve kararlı adımlar atmakla mümkündür.

Bir kez daha kamuoyu önünde açıkça ifade ediyoruz: Sayın Bakan, bulunduğu makam gereği DAÜ’de yaşanan sürecin dışında değildir. Protokolün uygulanmasından, sürecin denetlenmesinden ve ortaya çıkan yönetsel sorunlara karşı gerekli iradenin gösterilmesinden sorumludur. Ancak Sayın Bakan işine gelen her konuya karışıp, etkin bir şekilde talimatlar yağdırıp, tüm VYK’yı görevden alıp, tamamını yeniden önerecek noktada olabilirken, her türlü sorumluluktan kaçmayı tercih etmektedir.

‘Herkes yanlış, yalnızca Nazım Çavuşoğlu doğru’ anlayışı, ne kamu vicdanında ne de üniversite bileşenleri nezdinde karşılık bulmaktadır. DAÜ’nün geleceği için ihtiyaç duyulan şey, sorumluluktan kaçınan açıklamalar değil; gecikmiş de olsa ciddiyetle atılacak kurumsal adımlardır”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.